Bir Kez Daha Yeşil Ham İncir Reçeli

Yiyecek ve İçecekler

Her yıl aynı zamanlarda yinelediğimiz bir dolu ritüelimiz oluştu. Yaşlanmak ya da yaşını almak bu olsa gerek… “Zamanı gelince isteniyor” der, eski büyüklerimiz. Zaman! Ah o zaman mevhumu…

Bir Kez Daha Yeşil Ham İncir Reçeli   -  Nurdan Çakır Tezgin #yemekmutfak

Nasıl ve hangi kısa zaman diliminde edindik bunca alışkanlığı? Bütün bunları aniden fark ediyormuşcasına kendi kendime mırıldanır oldum son günlerde. Kibarca mırıldanmak diyorum ya, aslı vıdı vıdılanmak! Nisan ayı girip de çıplak incir ağaçlarındaki o yuvarlacık tomurcukları fark etmeye çalışmalarım ayrı bir heyecandır. İlk gördüğümde “hah tamam, mevsim başlıyor” derim. Ne mevsimi? Yeşil ham incir reçeli mevsimi başlıyor. Bazıları erkek incir de der.

Bu yıl ilk defa Melda ile gördüm Küçükkuyu’da. Daha doğrusu sevgili Melda gösterdi bana da. Hani İncirin belgeselini yapan Melda Yılmaz var ya, o. Aslında Kuzey Ege için bile çok erkendi… Küçükkuyu’nun korunaklı ikliminden olsa gerek erkenden pıtıraklaşmışlar dallarında. İşte o günden itibaren gözüm incir dallarından ayrılmadı ve pazara sepetler dolusu gelip satılmasını bekledim. Benim bir iki avuç toplamamla olacak değil reçel serüvenim. Artık bekleyeni çok. Yıldan yıla çoğalan bir meraklı kitlesi var incir reçelimizin.

Ayıptır söylemesi Nisan ayı ortasında ilk postayı kaynattım ve maşallah hepsi yerlerini buldu. Şimdi, yani Mayıs başında da ikinci fasıl reçelimi de kaynattım çok şükür. Önümüzdeki yaz ve sonbahara kadar, gelenler ve geçerken uğrayacak; “hani reçelim” diyecek olanlar için kavanozlara dolduruldu, serince bir köşede uykuya yatırıldılar.

Geçmiş yıllarda pek çok kereler tarif yazdığım için bu yıl yazmayayım diyordum ama, bilenler bilir benim tariflerimde pek istikrar yoktur! Her yıl biraz değişikliğe uğratırım. Tekrarları sevmediğimden olsa gerek! Neyse, son yıllarda kabuk soyma işini bir kenara bıraktım. Artık o aroması yüksek yemyeşil kabuklarıyla kaynatıyorum ham erkek incir reçelimi. Yahu, bu erkek incir lâfı da bir tuhaf! Bundan sonra Ağustos itibariyle çıkan taze yemiş incire de “dişi incir” mi demeli?

Yine uzattım sözü. Biraz daha pratiklik kattım sanki bu yıl. Bitmiyor tabi; Bu erkek, yeşil, ham ve de sütlü süngerimsi incirin herkesce bilinmeyen başka halleri de var. Durun anlatayım: Benim bildiğim en az üç dört çeşidi var. Bazıları Mart bitmeden en fazla Nisan başıyla gösteriyorlar kafalarını ki bu çeşidi genellikle daha tombili yani yuvarlak oluyor. Yuvarlak ve sap kısmı kısa, kabuğu oldukça sert ve koyu yeşil. Lezzeti mi? Reçeldeki son vuruşu mükemmel.

İkinci ve daha tercih edilen çeşidi; uzun boyunlu ve daha açık yeşil renkte olan. Tıpkı İzmir'in, Aydın'ın bardacık inciri görünümünde, tabi daha minik boyutu ve sert gövdelisi. Bu çeşidi daha çabuk pişiyor gibi geldi bana. Ve sanki biraz daha süngerli içi. Her yıl yeni bir yanını keşfediyorum! Hadi hayırlısı...

Nihayet tarif...

Kabuğuyla Yapılan Yeşil Ham Erkek İncir Reçeli Tarifi için linki tıklayınız.